Haber
29 Nisan 2018 ( 471 izlenme )

YENİ DOĞAN ÇOCUĞUN KULAĞINA NİYE EZAN OKUNUR

İslam dinine mensup bir aile bu güzel ameli yapmalıdır ve büyük hayırlar vardır. Fakat eğer yeni doğan çocuğun kulağına ezan okunmaz ise çocuk hangi din üzerine doğduğunu bilmez veya düşünür gibi söylemler gerçeği yansıtmamaktadır. Zira İslam inancında her doğan çocuk İslam dini fıtratı üzerine doğmaktadır. Bu doğan çocuk İslam inancına sahip olmayan bir ailenin çocuğu olsa dahi bu hakikat değişmemektedir..

Çocuk dünyaya geldikten sonra en kısa zaman içerisinde dinî bilgisi olan bir yakın veya herhangi bir kimse çağrılmalıdır ve yeni doğan çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına da kamet okumasını rica etmelidir.Tabi ki bilgimiz var ise ve diler isek bu sünneti kendimizde yerine getirebiliriz.Ezan ve kameti çocuğun kulağına okuyan kişinin okuduktan sonra şu duaları da okuması çok güzel olur.
– “Allah’ım, bu yavruyu İslam fidanlığında biten güzel bir fidan olarak büyüt, İslami hayatta ebedi ve sabit kıl.”
Bu sıralarda çocuğuna bakan ana-baba, İbrahim Aleyhisselâm’ın oğulları İsmail ve İshak’a bakarken okuduğu şu duayı okumaları çok güzel olur.
-“Elhamdülillahillezî vehebe lî ale’l-kiberi İsmâile ve ishak. İnne Rabbî lesemîu’d-duâ.”Bu
dua bir ayettir ve meali şöyledir;Bana bu evladı ihsan eden Allah’a hamd eder, minnet ve şükranlarımı takdim ederim… (İbrahim, 24/39)

DİĞER MAKALE: Besmelenin Fazileti

Saliha bir kadının, münafık ve cahil bir kocası vardı. Bu kadın “Bismillahirrahmanirrahıym” diye besmele çekmeden hiçbir işine başlamazdı. Münafık kocası, onun bu haline çok kızar, kadıncağıza yapmadığı eziyeti bırakmazdı. O saliha kadın ise, kocasının eza ve cefalarına sabreder ve onun doğru yola gelmesi için, Allah’a dua ederdi.

Bir gün, o zalim adam iyice öfkelenmişti. Karısına yapacağı eziyet ve kötülük için bir bahane arıyor ve kendi kendine: Şuna bir oyun çevireyim de görsün. Bakalım onu rezil olmaktan kim kurtaracak?” diye söylenip duruyordu. Başkalarına açıkça söyleyemediği inkarcılığı, artık bütün çirkinliğiyle, içinde dolup taşmıştı.

Hanımını çağırdı. Ona bir kese altın vererek:

“Bunu iyi sakla” diye tenbih etti. O saliha kadın da, kocasının emri üzerine hemen gitti. Besmele’yi çekerek keseyi iyice sakladı. Fakat kocası olan münafık adam da onu gizlice takip ediyordu. Sonra, karısının haberi olmadan keseyi oradan aldı. İçindeki altınları boşaltarak keseyi derin bir kuyuya attı. Aradan çok geçmeden, yine hanımını çağırdı ve:

“Sana verdiğim bir kese altını hemen getir” dedi. Kadın koştu, keseyi sakladığı yere “bismillahirrahmanirrahıym” diyerek elini uzattı. tam o anda, Allahü Teala Hazretleri’nin emriyle melekler tarafından kese kuyudan çıkarılıp, yerine konuldu. İçindeki altınlar da ay nen duruyordu. Yalnız ıslanan keseden sular damlıyordu. Kadın, kesenin neden ıslandığını anlayamadı, getirdi.

Kocasına teslim etti. Adam, içi altınla dolu ıslak keseyi görünce çok şaşırdı. Karısının söylediklerinin ne kadar doğru olduğunu anladı. sonra, karısına:

“Sana çok zulmettim, çok canını yaktım, beni affet” diye yalvarmaya başladı.

Allah’a Tevbe ve istiğfar etti. Allah’ın salih kullarından biri oldu. O günden sonra, dua ve yakarışlarında hep şöyle derdi:

“Ya Rabbi! bana dünyam ve ahiretim için hayırlı, saliha bir kadını eş olarak verdiğin için, sana hakkıyla şükretmekten acizim, beni affet Allah’ım.”

O saliha kadın ise: “Ya Rabbi! sana şükürler olsun ki, duamı kabul edip, kocamı salihlerden eyledin” diye dua ediyordu.

Bu hikayeden alınacak ibretler ve çıkarılacak hikmetler çoktur. Büyükler demişler ki: “Sabrın kendisi acıdır, lakin meyvesi tatlıdır.”


Bunlar da İlginizi Çekebilir